18 Kasım 2009

Kitaplarim ve Yumurtali, Etli Gozleme (Burrito)


Bir pazar sabahi kahvaltisi icin cok guzel ve degisik bir alternatif de yumurtali, etli gozleme (burrito). Isterseniz, parca et yerine, tavuk da kullanabilirsiniz. Tarife buradaki linkten ulasabilirsiniz.


Gecen sure icinde yukaridaki kitaplari okudum. Ne mutlu bana ki hala kitap okumaktan buyuk zevk alabiliyorum. Hala tipki cocuklugumdaki gibi, okudugum kitaplarla cok farkli alemlere gidebiliyorum. Is yerinde oglen tatilinde, hala kitabimi aldigim gibi, denizin uzerindeki kafeye gidip, denizin kokusu ve martilarin cigliklari arasinda, tamamen yabanci dunyalara dalabiliyorum, bu dunyanin degistiremeyecegim butun sorunlarini unutarak...
Gelelim yukarida okudugum kitaplara. Ayse Kulin'in daha once okudugum bir kac kitabini cok sevmeme ragmen, Veda ve Umut kitaplarini begenmedim. Buyuk buyuk dedesinden baslayarak, kendi gecmisini, teyzelerini, annesini anlatiyor. Hepsine saygi duymakla beraber, Ayse Kulin'in yazim tarzi beni rahatsiz etti. Istanbul'da burjuva tarzi bir ailesini ovguyle anlatirken, buyuk dedesi sarayda calistigi icin gurur duyarken, teyzeleri, piyanomu yoksa keman mi calsinlar diye tartismalarin icine girerken, acaba Anadolu'nun bir yerlerinde de insanlarin hastalarina doktor bulamadiklari icin sevdiklerinin goz gore gore olume gidisine seyirci kalmak zorunda kaldiklarini biliyormu? Istanbul'da bir koskte, savas sartlari geregi, evlerindeki hizmetcileri gondermek zorunda kalan ve buna cok uzulen fertler, acaba Anadoluda bazi insanlarin ayaklarina giyecek ayakkabi bile bulamadiklarini biliyorlar mi?
Oldum olasi, burjuva tarzi yasam ve birde bundan gurur duyulmasi beni rahatsiz etmistir. Bu sanirim Arap kulturunden bizede gecmis. Belkide o yuzden, bu iki kitap beni cok rahatsiz etti.
Kiralik Adam kitabini cok merak ediyordum. Cunku neredeyse butun kose yazarlari bu kitap hakkinda olumlu bir seyler yazdilar. Dolayisiyla kitap da epeyi bir basim yapti. Ama dogrusu hic begenmedim. Evet surukleyici bir kitap. Ama kitabi bitirince, "bu kitap bana ne anlatti, ne ogrendim" sorularina cevap bulamadim. Hani yazar, bir cinsel terapi uzmani olsa ve binlerce hastayi tedavi etse ve sonuclarini da daha genis bir capta ortaya koysa, anlayacagim. Ama oyle bir sey yok. Biraz ondan, biraz bundan kitap bitmis. Sonundada yazar, kadini oldurdu. Tam Turk filmi gibi bir bitis olmus.
Masumiyet Muzesini bir haftada bitirdim. 500 yuz sayfalik bir kitap. Yazari Orhan Pamuk dedigimde, bir arkadasim onun kitabini ancak 2 senede okuyabildigini soyledi:). Her ne kadar Orhan Pamuk icin olumsuz bir suru seyler soylensede, Orhan Pamuk'un yazilarini cok seviyorum. 500 sayfa boyunca, bir erkegin bir kadina duydugu umutsuz, (genellikle) karsiliksiz olan aski anlatip durdu. En kucuk bir detayi atlamadan. Seneler once okudugum, Balzac'in Vadideki Zambak kitabini hatirlatti bana aslinda. Bence okunmaya deger.
Nuveyre'de Ayse Kulin'in Veda ve Umut kitaplarina cok cok benzeyen bir kitap. Yazar, sarayda nazir olarak calisan buyuk dedesini, onun soylulugunu, soylu gecmisini anlatmis. Daha mutevazi bir dille yazilmis olsaydi eminim cok severdim. Ustelik yazarin kitap icinde cerkez kadinlariyla ilgili yaptigi bazi genellemelerin hic bir dayanagi da yok.
Balatli Maria cok severek okudugum, cok begendigim bir kitapdi. Yazari tebrik ediyorum. Binlerce yil onceki Istanbul'u okumak, Maria'nin hikayesini dinlemek ve Eyup'deki o kiliseyi ogrenmek buyuk zevkti.
3000 yillik hayattan Gercek Yasam Oykuleri..iddiali bir baslik ama kitabin o kadar iddiali oldugunu dusunmuyorum.
Coelho'nun Portobello Cadisi, bazi yerleri cok sikici olmakla beraber, yine degisik bir anlatim tarzi. Kendini bulmaya calisan bir kadinin baskalarinin agzindan anlatilmis romani. Simyaci kadar olmasada, yine surukleyici.
Simdilik bu kadar, baska kitaplarda bulusmak uzere :).




08 Kasım 2009

Tuba'da Aksam Yemegi Daveti

Cok yogun gecen iki (yada uc belki) haftanin ardindan herkese selam ve sevgiler...

Gecen aksam ki yemek davetimden fotograflar asagida. Tarifler icin kelimelerin uzerine tiklamaniz yeterli.

Aksam Yemegi Daveti Menusu:
Erzurum Kesme Corbasi
Slow Cooker'da Tas Kebabi
Tavuk Fajita
Patates puresi
Sehriye salatasi
Kirmizi biber sarma
Gavur dagi salatasi
Fasulye Tursu Kavurma
Zeytinyagli Barbunya Plaki
Laz Boregi








COK TESEKKUR


Sevgili Arkadaslar,

Cok cok tesekkur ederim, guzel yorumlariniz, ictenliginiz ve desteginiz icin...Yazarken hic kimseyi hedef alip yazmadim, genel olarak gidisati yazmayi amaclamistim. Gorunen o ki herkesin bir parca yuregine dokunmusum. Ne mutlu bana...

Blogunu devam ettirmeyen ama tariflerimi izlemeye devam eden arkadaslarima da cok cok tesekkur ediyorum.

Dostlugunuz ve varliginiz icin binlerce tesekkur, hep beraber daha nice paylasimlara, dostluk dolu gunlere insallah...

Tuba

14 Ekim 2009

MUTLU YILLAR TUBA'NIN PENCERESINDEN


Bugun blogumun 3 yili dolmus. Tam 3 yil bloguma emek vermisim. Yemek yapmisim, fotografini cekmisim, tarifini ve fotografini yayinlamisim.

Hobi olarak baslamisim. Ama zaman zaman bu hobi, asil islerimin onune gecmis. Bazen gece yarilarina kadar blogumla ugrasacagim diye ertesi gun uykusuz kalmisim ve ise uykusuz bir halde, surunerek gitmek zorunda kalmisim.

Blogum sayesinde, evde bir oda neredeyse yemek kitabi ve yemek tarifi ile dolmus. Yemek kitaplarinin pek cok sayfasi katlanmis, cunku ileride o tarifler yapilacak diye planlanmis. Evdekiler hayatlarinda yemedikleri kadar degisik (bazen garip) yemek yemisler. Evin en kucuk cocugu bile "anne fotografini cektin mi" diye emin olmadan yemek yemege baslamamis. Evin kocasi, karisinin bu yemek hobisinden fena etkilenmis. O da balik yemekleri, saglikli yemek kitaplari alarak, bu yemek macerasina katkida bulunmaya baslamis.

3 yil olmus, ama bu hobinin heyecani hic azalmamis.

Araya onemli isler girmis, zaman zaman blog bu yeni gorevler yuzunden sekteye ugramis. Ama yemek bloglarina ilgi, tariflere olan merak hic ama hic azalmamis.

3 yil once blog acildiginda etrafta olan insanlarin bazilari birer ikiser bu sevdadan vazgecmisler. Yada tarif vermeyi daha uzun araliklara yaymislar. Surekli, yeni yuzler gelmis. Sonra bu yuzlerin bir kismi kaybolmus. Kaybolan, blogu birakan arkadaslar ozlenmis, merak edilmis. "Kisa bir ara veriyorum, tasiniyorum, gelecegim" diyen arkadaslarin yollari gozlenmis, ama o arkadaslar gelmemis. Ne yaptiklari hep merak edilmis, ama onlar aramamis, sormamis, izlerini kaybettirmek istemisler...

Bazi bloglar hep dostca yaklasmis. "Oyle alcak daglari ben yarattim, buralarin kralicesi benim" gibi havalara girmemis, gelmis, yorum birakmis, ona gidilemediyse, bir yorumla birakmamis, tekrar gelmis, sevgiyle, samimiyetle dostlugunu paylasmak istemis. Bazilari ise yapilan pek cok blog ziyaretine ragmen, birakilan onca yoruma ragmen, ne ugramis, ne aramis, ne sormus. "Ben kraliceyim kimseyi ziyaret etmem" havalarinda, tarif yazip durmus. Toplumla, yazdigi, icinde bulundugu gurupla bir iletisim kuramamislar..

Bazilari yemek tarifleri ile baslayan blogunu aile albumune, bazilari da gezi albumune cevirmis. Yemek etkinlikleri basta cok heyecanli baslamis. Tarifler degisik, insanlar cok ozenle hazirlanir olmus. Zaman icinde etkisini kaybetmis. Insanlar etkinliklere ya gec kalmislar, ya unutmuslar, ya zaman harcamak istememisler. Insanlarin hayat kosusturmacasi icinde, etkinlikler onemini-degerini yitirir olmus.

Cok guzel pastacilarin, pasta ustalarinin yetistigini hep beraber gormusuz, hep beraber takip etmisiz. Bloglarindaki ilk cirkin ordek gibi duran o pastalarin, nasil birer birer kugu haline gelislerini hayranlikla izlemisiz. Onlari hep desteklemisiz ve onlarla hep gurur duymusuz. Onlarda usta bir pastaci oduk diye havalara girmemisler, mutevaziliklerini hep surdurmusler.

Bir 3 yil gecti. Bir 3 yil sonra daha burada olur muyum bilmiyorum. Benim de blogu kapatmayi dusundugum pek cok zaman oldu. Ama harcadigim emegi ve bu hobiye olan ilgimi dusundukce her seferinde vazgectim. O yuzden yeni baslayanlara onerim sunlar:

1.) Ne icin blog aciyorsunuz? Amaciniz nedir? Bu amaci cok iyi belirlemek ve bunu hic unutmamak lazim. O amac, sizi 3 sene yada 5 sene sonrada hala buralarda yazmaniz icin ayakta tutacaktir.

2.) Blogu actiniz, yani dukkani actiniz, oyle dukkanda oturup musteri beklemeyeceksiniz. Gidin diger bloglara, kendinizi tanitin, "linklere beni eklermisiniz" diye sorun? Hepimiz boyle basladik ve bunda cekinilecek hic bir sey yok. Heee bastan soyleyeyim, bazi blog sahipleri bencildir. "Beni eklermisiniz" diye sordugunuz halde, sizi eklemezler, size hatta cevap bile vermezler. Ustunde durmayacaksiniz, onlarin kalitesi diye yolunuza devam edeceksiniz. Ama sunu bilinki %90 blog sahibi linklerine seve seve sizi ekleyecektir.

3.) Blog dunyasinda oyle kirilmaca, kusmece filan yapmayacaksiniz. Yazdiginiz insanlarin ozel hayatlarini bilmiyorsunuz, ne yasadiklarini bilmiyorsunuz. O yuzden kirilmadan, yorum birakmaya devam. Pek cok blog sahibi bilirim ki, yorumuna cevap yazamadigim icin beni linklerinden cikarmislardir. Saglik olsun.

4.) Bloglar dunyasinda bazilari da sadece bir kac arkadas edip, onlari takip eden ve onlarin disinda hic kimseyi ziyaret etmeyen, onlarin disinda kimseyi linklerine eklemeyen kisilerdir. Bu kisileri de zaten farkedersiniz. Onlara da saygimiz sonsuz deyip, yolunuza devam edeceksiniz.

Butun bunlara hazirsaniz, blog dunyasina bekleriz. Gercekten cok guzel dostluklarda kurmak mumkun. Gercek hayatta, hani aradan aylar gecer, yillar gecer, hayat kosusturmacasi icinde gorusemezsiniz, kendi derdinize dusmussunuzdur. Ama o kosusturmaca bitip de rahatladiginizda, dostlariniza gittiginizde yine ayni yerden baslarsiniz ya, iste bu blog dunyasinda onu bulmak mumkundur. gercek hayatta bile, bir elin parmagini gecemeyen dostluklari, blog ortaminda bulabildigimizi dusununce, bu kadar emege degermis demeden edemiyorum.

Benden simdilik bu kadar. Umarim tariflerim birilerinin isine yariyordur. Herkese bol kismetli masalar ve afiyetle yemeler diliyorum.